Birincisi;
Emeğinin karşılığını, ne yaptığını bilmeyen insanlardan alamazsın.
Değer bilmeyenlere sakın emeğini sunma.
Asla bilmeyenle tartışma.
İkincisi ise;
Hasan Pulur’ un değerlendirmesiydi;
Bu memlekette başarı ve sadakat mutlaka cezalandırılır.
Bu iki nokta bir araya gelince bu haftaki paylaşımımın konusu da şekillendi;
Başarı, değer bilmek ve ceza.
Birbiri ile bağlantılı bu üç konu da bir araya gelince söz ister istemez kurumsal başarı için yönetimin nasıl olması gerektiğine ve yönetimin inceliklerine geliyor.
Başarı.
Çalışan için başarı
Yönetici için başarı
Kurum için başarı
Bu üç başarı noktasının tek hedefte bir araya gelebilmesi ise kurumsal yönetim anlayışı ile mümkündür.
Ne yazık ki ülkemizin kurumlarının % 90’ ının KOBİ olduğunu dikkate aldığımızda kurumsal yönetim anlayışının da yerleşmesindeki zorlukları rahatlıkla görebiliriz.
Kurumsal yönetim anlayışı ve kurumsallaşamamak çalışan verimliliğinin de arttırılamaması önündeki en büyük engeldir.
Bu gün küçüklü büyüklü, ulusal veya uluslararası firmalar veya örgütlerde çalışan milyonlarca insan vardır.
Bir birine benzemeyen, farklı kültürlerde yetişmiş, farklı alanlarda eğitim almış, farklı bakış açılarına sahip, farklı öncelikleri olan ve farklı çalışma performanslarına sahip milyonlarca insan. En tepe yöneticisinden, en düz vasıflı çalışanına kadar.
Ve bu kadar farklı insanın bir arada bulunduğu bir kurumu ele aldığımızda ise kurumsal başarı için, kurumsal yönetim sisteminin kurulmasının ne kadar önemli olduğunu rahatlıkla gözlemleyebiliriz. Eğer kuramazsak yazımın başındaki görüşler aynen geçerli olmaya devam edecektir.
Kurumlarda çalışanlar da, kurumları yönetenler de insanlardır. Yöneticilerin başarılı olmaları için oluşması gereken bazı şartlar vardır. Her şeyden önce yöneticiler nasıl davranış tarzına sahip olmaları gerektiğini iyi bilmelidirler. Her bir çalışanın her şeyi bilmesi ve de aynı performansla çalışması mümkün değildir.
Bu nedenle yönetici kurumsal yönetim tarzını iyi belirlemeli, performans ve yetenek yönetimine dikkat etmelidir. Eğer her bir çalışan aynı görülüyorsa ve herkes çalışıyor görüşü hakimse orada ciddi bir sorun var demektir. Tabiî ki herkes çalışıyordur ama kesinlikle aynı verimlilikte değil. Böyle görmek zaten işin doğasına aykırıdır.
Başarılı kurumlar ve yöneticilerin ortak noktası bu bilince sahip olmaları ve kaliteli bir örgüt yapısı oluşturmalarıdır. Çünkü hedef bugünü kurtarmak değil geleceği yaratmaktır.
Ve gelecek için kurumsal yönetimin açısından dikkat edilmesi gerekenler;
ADALETLİ DAVRANABİLMEK
Adalet. Yaşam boyunca çok sık kullandığımız bir sözcüktür. İnsanoğlunun bir çok isyanı da kendisine adaletli davranılmadığından ortaya çıkar. Tabi kendisinin de işini yaparken ne kadar adaletli olduğunu, sorumluluklarını nasıl yerine getirdiğini göz ardı etmeden olayları sorgulamalıdır.
Biz konuyu yönetim anlayışı açısından ele almaya devam edelim ve kırılma noktasını şu şekilde belirtelim.
Yönetimde adaletli olmak her bir çalışana eşit davranmak anlamına gelmez. Çalışanlar arasındaki verimlilik, kariyer, bilgi birikimi ile kuruma katkıları dikkate alınmadan yapılan subjektif değerlendirmeler, hedefli çalışanlar için mükemmel bir cezadır. Onlar için çalışılan kurum bir cezaevinden farksızdır.
“BEN” LİK DUYGUSU
Kurumsal yönetim sistemini zaafa uğratan en önemli nedenlerden bir tanesidir “ben” lik duygusu. Hem çalışan açısından hem de yönetim açısından. Her şeyin en iyisini bilen ( bildiğini zanneden) çalışandan ve her yetkiyi üzerinde toplayıp yine her şeyi en iyi ben bilirim diyen yöneticiden kurumsal yönetim anlayışı beklenemez.
ÇALIŞAN AKRABALAR ve ARKADAŞLAR
Ülkemizde ki KOBİ’ lerin bir ortak özelliği de kurumda çalışan akrabalar, yakınlar veya işe alınan çok yakın arkadaşların olmasıdır. Buradaki kırılma noktası onların nasıl çalıştıklarının ve verimliliklerinin yanında, kurumsal yönetim sistemi içinde nasıl davranılacağıdır. Hem yönetim hem de kendileri açısından. İnsanoğlu duygusal bir varlıktır. Bunu hep söylüyorum. Ama durum hiçbir zaman objektiflikten uzaklaşmayı gerektirmemelidir. Bu gereklilik olsa bile ne yazık ki bu durumda subjektiflik devreye girebilmektedir. Hem diğer çalışanlar ve hem de yönetim için zor bir durum. Çözüm ise kurumsal yönetim sistemin olmasında.
GÖREV, YETKİ ve SORUMLULUKLAR
Kurumsal Yönetim Sistemi içinde görev, yetki ve sorumluluklar açık, net ve anlaşılır biçimde tanımlanmıştır. Böylelikle her işin bir sorumlusu her bir çalışanın da sorumluluğu tanımlanmış olur. Bütün yetkinin tepe yönetimine bırakılmasını ise kurumsal yönetim anlayışı açısından tam bir sorumsuzluk olarak tanımlayabiliriz.
Gelelim yazımızın girişine,
Başarı, değer bilmek ve ceza.
Ülke yönetiminden kurumların yönetimine kadar.
Yoksa, objektif bir kurumsal yönetim sisteminiz sizi geleceğe taşıyacak.
Biz bu konuları yazmaya devam ederiz
Başarı hayal…
Değer bilmek hayal…
Ceza ise bir gerçek…
|