Altın, para idi, yani önceden para, altındı. Altın, para olduğunda hem altın hem para aynı idi. Altın hem para, hem mücevher, hem takı, hem kötü gün dostu, hem yastık altı birikimdi. Altın altındır. Geçmişten günümüze hiç değer kaybetmeyen, hatta değeri her geçen gün artan bir maden. Maddi anlamda daha da değerli madenler var ise de, altın kullanımı dikkate alındığında eşsiz. Yüzyıllarda geçse altın altındır. Eskisi, yenisi, düzü, desenlisi olmaz, altındır altın. Asitin bozamadığı, suyun aşındıramadığı, zamanın yok edemediği bir gücü vardır altının…
Para, görselde bir kağıt parçası. Para bazen de metal bir parça, küçük değerlerde, kuruş nispetinde. Ama para denilince yine de akla gelen kağıttır, değerli kağıt denilince akla gelen ise yeşildir. Renkleri var, desenleri var, resimleri var paranın, ebatları var değeri ile orantılı. Seri numaraları var, güvenlik şeritleri, kodları, gizli fotoğrafları. Onu kağıttan öte bir değere sürükleyen özellikleri var…
“Dünya’da her şey para”. Eskilerin söylediği ve bizim tarafımızdan da gün geçtikçe kabul gören bir deyimdir. Olması da normal değil mi? Şu an, bu dönem para bir satın alma aracı, değişim birimi değil mi? Her şeyin karşılığı sayılmıyor mu? O zaman da normaldir paranın her şey olması, çünkü her şeyin bir parasal değeri var…
“İstisnalar kaideyi bozmaz” da denebilir para için. Her şeyin içine girmeyen kavramların değerini de para ile ölçemediğimiz anlar, insanlar oluyor. Duyguların, sevginin, nezaketin bedelini koymak çok zor olsa gerek. Adamlığın, dürüstlüğün bir bedeli halen tespit edilemedi. Yani para soyut kavramlarda çok etkin değil, para gönüle işlemiyor…
“Para neyi satın alamaz?” diye soralım kendimize ve çevremize. Onlarca liste çıkabilir karşımıza, sayfalarca kelime veya deyim. Var mısınız elemeye… Elemeye başlasak listeyi birlikte, sorarım tekrardan size; paranın satın alamadığı ne var, diye. Boğazımız düğümlenir, bazen yüzümüzün rengi değişir, aklımız almaz gördüklerimize ve konuşulanlara. Ama gerçekleri gizlemekte mümkün değildir yaşamda. Herkesin kendinde sorguladığı zamanlar farklı da olsa, dürüst olduğumuzda kendimize içtenlikle sorum, samimiyetle cevapladığımızda kendimizin bile inanamayacağı sonuçlar çıkabilir karşımıza…
“Her derdin devası; para”. Talep edilen paradır, arzulanan, dualarda yer bulan, istenilen. İnanırız çünkü paranın dertlerin devası olduğuna, Dünya’da her şeyin bir parasal karşılığı bulunduğuna. Paramızla alacağız diye hayal kurarız, isteklerimizi, istediklerimizi. Para bizim gücümüzdür, çünkü para bir güçtür, gücün ölçütüdür. Gelecek için beklentilerimiz, hedeflerimizin karşılanması için hep büyük paralara ihtiyaç duyacağımızı hissederiz. Bazen kendimizi kandırmaktan da alamayız kendimizi. Biz paranın peşinde değiliz diyerek inandırmaya çalışırız çevremizi. Bizim amacımız çok para değildir, sadece, büyük havuzlu, bahçeli ev, kendimize Mercedes, eşimize bir Jeep, kızımıza bir BMW, Antalya’da bir yazlık, kışın Alp’lere, yazın Marsilya’ya, doğum günlerinde Paris’e gidebilmektir isteklerimiz, asla para değil…
“Paran kadar konuş” kaba bir tabirdir, ama yeri vardır dilimizde, gönlümüzde ve yaşamımızda. Gerçektir parası olanın çok konuştuğu. Parası olanın gözlerinin iyi gördüğü, saçlarının gür olduğu, elinin hamarat kafasının çok çalıştığı kabul görmüştür toplumuzda. “Zenginin esprisi komik olur” atasözü tarifsiz bir anlatım sunar. Mazlumdur çünkü parası olmayanlar. Boyunları bükük veya sırtları kambur yürürler. Kalabalıkta ilk sözü almazlar, ilk sözün verilmesini de istemezler, çünkü onlar gerekmedikçe ve mecbur kalmadıkça konuşmayı düşünmezler…
“Para adamı bozar” da deriz, kızdığımızda, köpürdüğümüzde, haksızlığa uğradığımızda. İnanamadığımız durumlardır bunlar; yapmasına ihtimal verdiğimizi kişilerin faaliyetleridir, sevdiklerimizin yanlışları, inançlı insanların dünyayı ölümsüz sanarak davranmalarıdır. Hakkını yiyemeyeceğimiz insanlar çıkar zaman içinde karşımıza. Para onlar için bir amaçtan öte, bir araçtır. Para onlar için olmazsa olmaz değildir. Hedeflerinde para yoktur onların, hayallerini süslemezler şatolar. Para sadece para hırsı olanları bozabilir, paraya kendi değerinden daha fazla kıymet verenleri…
Para ile akıl orantısı, hep yanılgılara sürüklemiştir insanoğlunu. Araştırmalar, anket ve incelemeler hep farklı, emsalsiz sonuçlar çıkarmıştır karşımıza. Para akıl ile orantılıdır düşüncesi; zengin ve akıllı kişilerin zafer örnekleri, para akıldan bağımsızdır düşüncesi; eğitim eksikliği içinde para kazanmış örnekler sunar belleğimize. Yedi milyar insanın yaşadığı Dünya’da duyduğumuz veya duymadığımız anlatılan birkaç örnek, bir bütünün kararı için oldukça yetersizdir aslında. Yoksul bir ailenin çocuğu olarak doğup, şartları ve koşulları içinde başarı merdivenlerini zorlayarak çıkan ve bir gün Amerikan Başkanı olan bir yaşam örneği, üç yüz milyonluk Amerika için hep bir önderlik örneğidir. Bill Gates bir akıl örneğidir, akıllı isen kazanç kaçınılmazdır yaklaşımının sembolüdür. Akıllı olduğu halde başarı veya paraya uzak milyonlarca insan için ise, ayın görünen yüzüdür sadece…
Para kazanmak, nasiptir. Nasibiniz varsa hızlı, güçlü, çok, tarifsiz paralar kazanabilirsiniz. Kazanmak para sahibi olmak olarak algılandığında, bazen çabalamadan da para kazanabilirsiniz; mirasa konabilirsiniz. Akside mümkün ve bolca örnekleri olan bir durumdur; Çalışırsınız yıllarca durmadan dinlenmeden. O kadar uzun yıllar geçmiştir ki, kaç yıldır tatile çıkmadığınızı siz bile hatırlayamaz olursunuz. Oturduğunuz yeri bilmezsiniz, gece gündüz demeden yurt içi ve dışı seyahatlerde geçer bolca zamanınız. Almanya’ya fuara gidesiniz, fuarda zaman geçirmekten mağazaların açık saatlerini kaçırır da çocuğunuza bir barbie hediye alamazsınız. En yakın arkadaşınızın babası vefat etmiştir ama siz cenazeye katılamazsınız. Eşinizin doğum gününde ihracatınızın son günü ve gecesidir, fabrikada ter atarsınız. Tüm bu ve benzeri olaylar içinde yoğun tempo çalışır çabalarsınız da; geriye dönüp baktığınızda veya güncel bir hesap yaptığınızda elinizde avucunuzda hiçbir şey bulamazsınız…
Sağlık, huzur ve para ayrılmaz üçlünüz olsun. Ama önce sağlığınız yerinde, siz sağlıkta olasınız. Sağlık; huzur içinde, para kazanmak içinde temel şart insanoğluna. Paranın saadet getirmediğini gören, gösteren nice menkıbeler duyarız. Bildiğimiz bir gerçektir ki; para her zaman huzur değil, huzur da her zaman para değil. Denge önemli, önemli olan dengeli bir yaşam sürebilmek. Paranın kulu olmaksızın para sahibi olabilmek önemli. Çünkü “para civa gibidir, nerede duracağı ne kadar kalacağı belli olmaz”… |